SANATA EVET

SANATA EVET

 

Uzun bir süredir okulumuzun instagram hesabından canlı söyleyişiler yapmaktayız. Bu hafta da instagram hesabımızda moderatörümüz Işık ÖZDEMİR öğretmenimizin eşliğinde Oyuncu-yazar- yönetmen Tamer Levent’i ağırladık. Söyleyişimizde “Sanata Evet” konusuna değindik.

İşte keyifli sohbetimizden satır başları;

“ Umarım bu konuşma Türkiye’nin ve dünyanın geleceğine ışık tutar. “Sanata evet” ile yaşama katma değer demek olduğunu, disiplinlerin birleşmesi ve esas olan insanın kendini fark etmesi ve gelişmesi olduğu doğrultusu önemli bir bütünlük içerdiğini düşünmekteyim. Bütün insanlar sanatçı doğar sonra yetişkinler onları robotlaştırır. Kendi çocukluğunuzu düşünün, çocukluğunuzda sorduğunuz saf soruları düşünün. Şartlanmamış ama iyiden yana sorulardı bunlar hep. Dünyanın iyiden yana olmasını istiyorduk. Dünyada neden savaş çıkıyor ya da birileri açken birileri neden tok, neden haksızlıklar yapılıyor. Acaba sizin de çocukluğunuzda sormuş olduğunuz böyle sorular var mıdır? Ama eskiden bu tarz sorular sorduğunuzda genelde susturulurduk. “ Ahh ah sen sus, büyükler konuştuğunda küçükler susar. Biraz devam ettiğiniz de ise, “sen yatmadın mı daha.” Bu şekilde nasıl davranmamız gerektiği klişe bir hal aldı. Bunun altında şu yatıyor.

Lisede okuduğum zaman okul tiyatrosunda oynuyordum.  Fen Lisesi öğrencisiydim ve ailem daha çok ekonomiyle ilgilenmem gerektiğini düşünüyorlardı. Fen bölümünde okumamı da zaten onlar istemişlerdi. Ama ben Fen bölümünden mezun olup Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro bölümüne gittim. Okula başladığımda hoca ne verse onu ezberleyip geliyorduk.  Farklı bir şekilde onu canlandırdığımızda hayır öyle olmaz böyle olur diyordu. Dünyadaki oyunculuk eğitiminin nasıl yapıldığını araştırdım. Ve işte o zaman yaratıcı drama diye bir şey keşfettim. Bu İngiltere’de gelişmiş bir metottu ve bireyin, her bir bireyin, farklı farklı yaratıcılıklarda role katkı sağlayabileceğini anlatıyordu. Ve yazarın yazdığı eserlerdeki rol karakterlerini kendi birikimiyle, özellikleriyle, hem bedensel hem zihinsel özellikleriyle rolü keşfedebileceğini söylüyordu. Okuduğum kitaplar da bunun için çeşitli egzersizler öneriyordu. Ben bu egzersizleri sınıf arkadaşlarımla yapmaya çalıştım.  Daha sonra okuldan mezun olduktan sonra da Ankara Sanatseverler Derneği Yaratıcı Drama kursunu açtık.  Ben bu çalışmaları yapmaya başlayınca Yaratıcı Drama hızla gelişmeye başladı. Rol yapan kişi; İngiliz Klasik William Shakespeare kişisini bugünün rol kişisiyle karşılaştırabilmeyi ve buna bizim bildiğimiz insan malzemesiyle tavır ve jestler katabilmeyi sağlayabiliyor. Doğaçlama ve drama tekniğiyle çalışmaya başladık. Hızla Türkiye’de gelişme gösterdi. Daha sonra bu okullarda Drama dersi olarak eğitime girdi. Dram kelimesini durum olarak anlıyoruz. Durumun insan yaşantısında ne kadar önemli olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bir bireyin kendi kendinin farkına varması gerekir. Aynı bireyin başkalarıyla olan ilişkisinin benzerliğini ya da farklılığını anlaması gerekir.  Kendisini eleştirmesi ve yenilemesi gerekir. Bütün bunların yapılmasının bir adı olması gerekmektedir o da sanat. Ama sanat deyince insanların aklına resim, heykel, tiyatro ve müzik gelmektedir. Sanat süreç demektir. Yakında hayat kelimesinin anlamı sanat olacaktır. Bir tiyatrocu sanatçı oluyor ama herkesin hastasını götürdüğü cerrah sanatçı değil. Sanat anlamı bizim toplumumuzda genel olarak yanlış anlaşılmış.  13. yy sanatı bir düşünme biçimi anlıyor,  bu yüzyılda insanın kendini geliştirmesi için yedi öz sanat dalı var deniliyordu. Bunlar matematik, geometri, belagat, mantık, astronomi, müzik, gramerdir. Bugün bizim sanat diye bildiğimiz şeylerin bununla bir ilgisi var mı? Bu da şunu kanıtlıyor sanat düşünme biçiminin adıdır.  Düşünüyorsunuz ve onu sanat biçimine dönüştürüyorsunuz.  Aristo’nun Poetika adlı kitabında sanat kavramını üç kavramla ölçmek gerektiği yazıyor. İyi, güzel ve doğru. Önce sanat vardır, sonra bilim vardır. Çünkü sanat keşfediyor, bilim onu aktarıyor. Bir toplumdaki birey kendisinin de sanatçı olabileceğini düşünüyorsa sanat ürünlerinden yararlanması daha çok kolay olacak. Sanat ürünlerine, kendini geliştirmeye ve yenilemeye ihtiyaç duyacak. Aynı zamanda da o ülkenin gelişmesi için, problemlerin çözülmesi için, yaşanan olumsuzlukların tartışılmasında daha ortak algılar ve çözüm önerileri geliştirir. “

TAMER LEVENT KİMDİR?

Tamer Levent 13 Ekim 1950 doğumludur. Oyuncu, yönetmen, sanat yönetmeni ve yazardır.

Yönettiği oyunlar: Rusya, Kanada, Güney Kore, İran ve Kuzey Kıbrıs’ta festivallere davet edildi. Hâlen Devlet Tiyatrolarında rejisör kadrosundadır ve Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Çalışanları Vakfı TOBAV ile Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği TOMEB kurucusu ve ilk Genel Başkanıdır.

25 Mart 1994 yılında Devlet Tiyatrolarında ilk ve son kez yapılan bir uygulama ile seçimle Devlet Tiyatroları Genel Müdürü oldu. 10 Ağustos 1994 yılına kadar yürüttüğü bu görev esnasında ülkemizde çok ses getiren “Sanata Evet” projesini hayata geçirdi.

×

Merhaba!

Bize bir e-posta göndermek veya WhatsApp'tan ulaşmak için aşağıdaki bağlantılara tıklayınız

[email protected] 
× İletişim